TC MEB Hakan Öztürk Medya Eğitim Merkezi

Spikerlik Sunuculuk Diksiyon Medya Eğitimi hakkında en kapsamlı günlük

DİL NEDİR?
Dil insanlar arasında anlaşmayı sağlayan tabii bir vasıta; milleti birleştiren, koruyan ve onun ortak malı olan sosyal bir müessese; bin yıllar boyunca gelişerek meydana gelmiş bir sosyal kurum; diğer insanlarla bütün ilişkilerimizde bize aracılık eden, sosyal bağlarımızı düzenleyen bir vasıtadır. Sosyal ve millî bir varlıktır. Bağımsızlığın temeli millî şuur ise, millî şuurun en kuvvetli kaynağı dildir.

TÜRKÇENİN DÜNYA DİLLERİ ARASINDAKİ YERİ
Dünyadaki başlıca dil aileleri şunlardır:
1. Hint-Avrupa dilleri ailesi
2. Hami-Sami dilleri
3. Bantu dilleri
4. Çin-Tibet dilleri
5. Ural-Altay dilleri
Türkçe, Ural-Altay dil ailesinin Altay koluna bağlıdır; eklemeli dildir.

YAPI BAKIMINDAN DÜNYA DİLLERİ
Dünya dilleri yapı bakımından üç grupta incelenir:
1. Yalınlayan diller (Ayrımlı diller): Her kelime tek heceden ibarettir. Kelimelerin çekimli şekilleri yoktur, yani daima kök durumundadır.
2. Çekimli diller (Bükümlü diller):Çekim sırasında ve yeni kelimeler türetilirken kelime kökleri genellikle değişir ve tanınmayacak hale gelir. Ekler kelimenin önüne, ortasına veya sonuna gelebilir.
3. Eklemeli diller (Bitişimli diller, bitişken, bağlantılı diller) : İsim ve fiil çekimleri ile yeni kelimelerin teşkilinde kök değişmez. Kökün önüne veya sonuna birtakım ekler getirilerek kelime yapımı veya çekimi gerçekleştirilir. Ural-Altay dilleri bu gruba girer. Türkçemiz sondan eklemeli bir dildir:
göz-le-m-ci gel-ecek-ler-miş

Bir dilin iki yönü vardır. “konuşma dili” ve “yazı dili”. Yeni Türkçede ses özellikleri ve çekim yönlerinden İstanbul ağzı esas sayılır.

Dili meydana getiren unsurlara, sırası ile seslere, kelimelere ve sözlere göre bölümlenir. Buna göre :
1. Sesbilgisi: Bir dilin sesleriyle bu seslerin sözcük içinde sıralanış biçimlerini, uğradıkları değişiklikleri ve vurgu, titrem (ton), titremleme gibi ses olayarlarını inceleyen dilbilgisi dalına denir .
2. Yapıbilgisi: (sözcük bilgisi, biçim bilgisi) (morphologie) Sözcüklerin yapılarını, tümce içinde sıralanışlarını, türlerini (ad, önad, eylem) inceleyen dilbilgisi dalına denir.
3. Sözdizimi: (tümce bilgisi) (syntax) Sözcüklerin öbekler ve tümceler biçiminde dizilişini, tümce yapısını ve tümce türlerini inceleyen dilbilgisi dalına denir.
4. Anlambilgisi: (semantics) Sözcüklerin anlamlarını, dilin bütün birimlerinin birbiriyle ilişkilerini ve bunların anlam üzerindeki etkilerini; eş anlamlılık, zıt anlamlılık, çok anlamlılık, anlam iyileşmesi, anlam kötüleşmesi, anlam daralması, anlam genişlemesi gibi anlam olaylarını inceleyen dilbilgisi dalına denir.
Seslerin oluşması, birleşmesi ve değişmesi hakkında edinilen bilgiler dilin mekanik olaylarını aydınlatmıştır. Bu bilgi koluna sesler bilgisi (phonologie) diyoruz.

Topluluk önünde nasıl konuşulacağına ilişkin yazılar eski Mısır ve Yunan şehir devletlerine dayanıyor. Özellikle Aristo’nun günümüzden yaklaşık 2300-2400 yıl önce yazdığı “Konuşma Sanatı” (Rhetoric) adlı kitabı bugün bile hala birçok çalışmaya temel alınıyor. Özellikle kitlelerle iletişim kurabilmenin en sağlıklı yolunun onlarla konuşmak, onlara hitap etmek olduğu dönemlerde topluluk karşısında etkili konuşma becerisi çok önemliydi. Çünkü bu, insanları etkileyebilmenin, onları yönetebilmenin, yönlendirebilmenin ve ardından sürükleyebilmenin tek yoluydu. Hitabet alınan eğitimin bir parçasıydı o dönemlerde. Geçmişe dönüp incelediğimiz zaman dini, siyasi ya da kurumsal liderlerin neredeyse hepsinin hitabet yeteneklerinin çok kuvvetli olduklarını görüyoruz.

Eflatun, topluluk önünde konuşma sanatını, insanların ruhları üzerinde hakimiyet kurmak olarak tanımlar. Tabii ki bunu başarabilmek için önce kendi ruhunuza hakim olmanız gerekir. Çoğu insan büyük gruplar söz konusu olduğu zaman bir korku yaşar. Bazılarında bu korku, paniğe ve nefes darlığına sebep olan bir fobi haline dönüşür.

Topluluğa hitap edebilmek, büyük ya da küçük gruplar karşısında etkili ve etkin konuşabilmek artık gerçekten çok önemli. Rekabetin inanılmaz boyutlara ulaştığı iş dünyasında, kişilerin çevrelerindekilere üstünlük sağlayabilmelerinin yollarından en önemlisi, kendilerini sözlü ve sözsüz olarak en iyi şekilde ifade edebilmeleridir.

Sadece başarılı olmak yetmez, bu başarıyı yöneticilerinizin de görmesini sağlamanız gerekiyor. Duruşunuz, görünüşünüz, konuşmanız; kısaca imajınız ile karşınızdakilere başarılı ve yetkin bir çalışan olduğunuzu yansıtmanız, bu mesajları verebilmeniz gerekiyor. Sadece birebir iletişiminizde değil, bir grup karşısında da aynı şekilde başarılı bir iletişim kurmanız ve bu kişilere aklınızdakileri net ve etkileyici bir şekilde ifade etmeniz son derece önemli. İlk kez karşılaştığınız bir topluluk önünde konuşuyorsanız, onlarda yarattığınız ilk izlenim, sizi başarıya götürecek yolda bir destek olacak ve belki de geleceğinizi şekillendirecektir. Karşınıza yeni fırsatlar çıkmasına ve kariyerinizde güçlü adımlarla ilerlemenize yardımcı olacaktır.

Sizi başkalarından ayıran ve günümüzde nadir olan bir beceriye sahip olmanız sebebiyle çevrenizdekilerden kolaylıkla ayrılacaksınız. Daha çok insan sizin fikirlerinizi duyacak, daha çok kişi sizi tanıyacak… ilişkiler ağınız gelişecek, hem iş hayatınızda hem özel hayatınızda daha fazla insan olacaktır. Grup önünde rahat ve etkileyici olabilmek arkadaş çevrenizi arttırmanıza yardımcı olacağı gibi, kişilerin birlikte olmak istediği bir birey haline gelmenize de yardımcı olacaktır.

İşte bu sebeple, ses- nefes- heyecan kontrolü ve diğer teknik konularda eğitimimiz eksiksiz olursa istediğimiz hedefe o kadar yakın oluruz. Eğitim aldığımız kurumdaki imkanların da çokluğu hiç kuşku yok ki, bizler için çok büyük bir avantaj. Örneğin kamera kullanımı, size, kendinizi daha sonra izleyerek ve sesinizi dinleyerek değerlendirme yapma fırsatı verecektir. Kendinizden ne kadar emin olursanız, o kadar az tedirginlik hissedersiniz.

Merhaba,

Zaman zaman bize sorulan soruların içinde sık karşılaştığımız bir konuyu sizlerle paylaşmak istiyoruz. Stargazete.com adresinden de bazı alıntılar yaparak aktarmak istiyoruz.

Milyonlarca kişinin takip ettiği at yarışlarını anlatan sadece 12 spiker varmış. Yüzlerini hiç görmesek de seslerine aşina olduğumuz at yarışı spikerlerinin tümü erkekmiş. Saniyede dört kelime konuşan spikerler, kadınların bu işi yapamayacaklarını iddia ediyorlarmış , Hatta kadınlar çok hızlı konuştuklarında sesleri cılız çıkıyor’ diyen uzmanlar bile var.

At yarışı spikerlerinin yaptıkları iş hiçde kolay değil esasında. Tabii konuşurken de söylediklerinin anlaşılması çok önemli. At yarışı spikerlerinden bahsediyoruz. Türkiye’nin pek çok farklı yerini karış karış dolaşan, haftanın yedi günü koşan binlerce atı ve jokeyi tek tek tanıyan Türkiye Jokey Kulübü (TJK) spikerlerinden…

Türkiye’de at yarışı spikerliği yapan sadece 12 kişi var demiştik.  Bu spikerlerin altısı geçen yıl yapılan seçmelerden sonra bu işi yapmaya hak kazanmış.

At yarışı spikerliği yapmak kolay gibi görünse de aslında çok zor bir iş. Haftanın yedi günü yapılan yarışlarda binlerce at koşuyor ve spikerlerin hepsinin bu atların, jokeylerin isimlerini, forma renklerini tek tek bilmesi gerekiyor. Bu yüzden at yarışı spikerliği ne haber ne de maç spikerliğine benziyor.

SESİNİZ GüMBüR GüMBüR Bu mesleği yapmak için sadece iyi bir diksiyona ve ses tonuna sahip olmanın yeterli olmadığı  ve yarış spikerliğinin zorluklarını Spikerlerden dinleyebilirsiniz.  En büyük zorluk ise çok sayıda atın katıldığı yarışlarda yaşanan iklim şartları. özellikle kum koşularında yağmur yağdığı zaman öndeki atların ayaklarından çıkan çamurlar arkadaki atların hem rengini hem de jokeyinin formasını değiştiriyor. Dolayısıyla spikerler atları seçemiyorlarmış. 15 at koşuyor ve o koşullarda atları seçmek çok zor oluyormuş.

At yarışları ve yarış spikerliği denilince akla hep erkekler geliyor ve bu işi yapanlar arasında kadın yok. TJK’ at yarışı spikerliği için kadınların uygun olmadığını söylüyor Şimdiye kadar kadınların bu mesleği yapmasıyla ilgili bir uygulama da olmamış.

Aslında at yarışını da futbolu da daha çok erkekler izlediği için hep erkek spikerler sunuyor. Yarışı sunarken yarışın sonlarına doğru heyecanı artırmak için bağırmak gerekiyor.  Bir kadının bağırarak yarış sunabilemesi pek alışa gelinmiş bir durum da değil.  Aslında bir dönem denenmiş  böyle bir şey yapmayı ve TJK’da haber sunan kadın sunucular ile  deneme çekimleri yapılmış ama başarı sağlanamamış.  Kadınların ses tonu çok zayıf kalmış.  Kadınlar arasında da mutlaka çok güzel sesli olanlar olmasına karşın  ama bağıran bir kadının sesi güzel çıkmazmış