Değerli dostlar;

Yıllar evvel girişimci bir duygu ile başladığım medya eğitimciliği konusunda her geçen gün kendimi geliştirerek bu günlere kadar geldim. Dile kolay… 20 yıldan fazla bir süre medya sektörüne eleman yetiştirdim. Yüzlerce kişide birebir emeğim oldu. Her gün ekranlarda gördüğüm veya radyolarda sesini duyduğum sevgili öğrencilerim beni çok gururlandırıyor.

Bu işe ilk girdiğimde Hürriyet Gazetesi’nden henüz ayrılmıştım. Türkiye’de o zamanlar özel televizyon ve radyo kanalı diye bir şey yoktu. Eğitim sektörüne girdikten birkaç sene sonra ilk özel televizyon kanalı kuruldu.

Yıllar boyu, bu kuruluşlarla birlikte iç içe olduk, tecrübe kazandık, geliştik. 1989 yılında eski ortağım ile birlikte kurduğumuz ve bugünlere gelmesinde büyük katkıda bulunduğumuz başka bir medya eğitim merkezinin en iyi şekilde eğitim koordinasyonu görevini yürüttüm. Orada; Gülgûn Feyman, Orhan Ertanhan, Tuna Huş, Orhan Ayhan, Bengül Erdamar, Attila Sarıkayalı, Bülend Özveren gibi değerli TRT kökenli eğitmenlerin eğitim vermesi için gerekli koşulları, koordinasyonu sağlayıp, kursiyerlerime en iyi hizmeti verebilmek için uğraştım. Medya kuruluşları ile ilişkilerimin yüksek olması dolayısı ile çoğu kursiyerime iş konusunda büyük katkılarım oldu.

Ancak yıllar geçtikçe yayın kuruluşlarının hem sayısı arttı hem de istekleri farklılaştı. Evet, aranılan elaman sayısı arttı belki, ama birbirleri ile rekabet içinde olan yayın kuruluşları en iyisini aramaya, en iyi eğitimi almış kalifiye elemanları tercih etmeye başladılar. Artık eskisi gibi  bir kursta iyi bir eğitmenden spikerlik, sunuculuk eğitimi almış olmak,  o kişinin  işe alınabilmesi için yeterli olamamaya başladı.

Bunun üzerine yayın müdürü arkadaşlarımla konuştum, ne istediklerini onların ağzından öğrendim. Kendi tecrübelerimi de onların isteklerinin üzerine koydum ve sonuç olarak kendi ismimi taşıyan, yepyeni bir eğitim merkezi açtım. “Hakan Öztürk Medya Eğitim Merkezi”

Artık spikerlik, sunuculuk diye bir kavram tek başına yoktu. Bir spiker, haberin ilk çıktığı yerden masasına gelene kadar haber merkezindeki tüm süreci bilecekti. Zamana karşı yarışan haber merkezlerindeki zincirin bir parçası olmayı öğrenmeliydiler.

Böyle bir merkeze gereksinim duymamın ve yeniden yapılanmamın sebebi şuydu; klasik tarzda eğitim veren merkezlerin gerek eğitim sistemi gerekse teknik imkanları artık daha iyi olmalıydı.

Klasik kurslarda eğitim tamamen sınıf ortamında geçiyor ve yine aynı bünyede basit stüdyo denemeleri yapılıyor ve değerlendirilmeye çalışılıyordu. Sistem gerçekten böyleydi. Bir sınıf eğitimi,  2-3 stüdyo denemesi ve tekrar sınıf, sonucunda da bir sınav ve sertifika…

Artık yayın kuruluşları bu yetersiz sistemi ve bu tarz eğitim almış adayları kesinlikle kabul etmiyorlar. Eğitmenleri gerçekten çok iyi, bir çok kurs var, ama teknik imkanlar olmadan onların da yapabilecekleri fazla bir şey yok. Belli bir noktaya kadar öğretebiliyorlar.

Örneğin, çok iyi bir direksiyon hocasının sınıfta anlatarak eğitim vermesi pratik gösterememesi… Sizce böyle bir eğitim ne kadar verimli olabilir?  Otomobilin direksiyonuna bile oturmadan, trafiğe çıkmadan o aracı kullanabilmek mümkün mü? Medya eğitimleri de tamamen pratik gerektiren, tecrübe gerektiren bir uygulama. Peki nasıl olacak?

İşte yeni kurduğumuz bu merkez, iki yönü ile bu açıkları en iyi şekilde kapattı. Bunlardan birincisi, merkezimizin teknik alt yapısını diğerlerine göre çok farklı yapılandırmamız oldu. Stüdyolarımızdaki gelişmiş yapı, spikerliksunuculuk eğitimi almak isteyen kursiyerlere birden fazla kamera bulunan bir stüdyoya girildiğinde nasıl davranılması gerektiğini öğretiyor. Kursiyerler;  interkom, promter gibi tüm teknik yapı öğelerini burada öğrenebiliyorlar.

Ayrıca kursumuzda devamlı canlı yayın yapabilme özelliğine sahip bir radyo stüdyomuz da var. Kursiyerlerimiz burada program yapıp haber okuyorlar, hatta paket yayın yaptığımızda evlerinde de dinleyip hatalarını daha iyi anlayabiliyorlar. Burada “montajı” öğreniyorlar, seslendirme stüdyolarımızda seslendirme yapabiliyorlar  ve çok yakında devreye girecek televizyon stüdyomuz da bitmek üzere. Programlar, internet üzerinden canlı yayın şeklinde yapılacağı için hızlı ve maliyetleri yüksek ağ sunucularıyla gerçekleştiriliyor.

Birinci kısım eğitim merkezimizde geçiyor, ama bu eğitimin desteklenebilmesi için fazla pratik yapmaya ihtiyaç var. Bu nedenle eğitimlerin 2. bölümü bir televizyon kanalında ve tamamen uygulamalı olarak geçiyor. Kursiyerlerimiz televizyonun tüm imkanlarından yararlanabilme şansına sahip oluyor. Stüdyolarda haberlerini sunuyorlar, konuk ağırlıyorlar, merkezdeki diğer muhabirlerle sahada röportajlara çıkıyorlar, haberlere gidiyorlar ve  hatta kendi haberlerini olay yerinden sunabiliyorlar.

Her şeyden önemlisi bu bir staj değil, tam bir uygulamalı eğitim… Biliyorsunuz, stajlarda stajyerlerle pek fazla ilgilenilmez, insanlar kendi başlarına bırakılırlar, artık kimden ne öğrenebilirseler… Bizim sistemimizde ise, Yayın kuruluşuna girişinizin ilk anından itibaren yanınızda bir eğitmen sizinle ilgileniyor. Ayrıca  yayın kuruluşlarının iş başvurularında  istedikleri demo cd  tamamen profesyonel ortamda ve profesyonel imkanlarla hazırlanıyor.

Ve doğal olarak, bu kadar eğitimden ve pratikten sonra yayın kuruluşlarının istediği bir eleman konumuna geliyor kursiyerlerimiz.

İşte böyle, değerli dostlarım… Eğitim bittikten sonra da birlikteliğimiz devam ediyor. Tüm kursiyerlerimiz, özellikle cep telefonu numaralarımıza kadar iletişim adreslerimize ulaşabiliyor.

Bundan sonra bu sayfamızdan da sizlerin yanında ve sizlere yardımcı olmaya devam edeceğiz; tüm isteklerinizi, sorularınızı bizlerle paylaşabilirsiniz.

Saygılarımla.
Hakan ÖZTÜRK