TC MEB Hakan Öztürk Medya Eğitim Merkezi

Spikerlik Sunuculuk Diksiyon Medya Eğitimi hakkında en kapsamlı günlük

ÜNSÜZ İKİLEŞMELERİ

Batı kökenli kelimelerin başında yer alırsa;  sesletiliş sırasında aralarına veya başlarına ünlü ses alabilirler.
Bakkal, küllük…

İki ünsüz başta ise;  yabancı dillerden dilimize girmiştir.
Skor, dram, tren, krem…

Türkçe kelimelerde ünsüz ikileşmeleri görüldüğü gibi, kelimenin ortasında veya sonunda üçleşmeler de görülebilir. Bu durumda ilk üç ünsüzün ikisi ilk hecede, üçüncüsü ise ikinci hecede yer alır.
Türk-çe…

Türkçe’nin ses yapısına göre; sadece bazı ünsüzler hecenin son iki sesini oluşturur.
ŞT, RT, NT, MT, LT, LÇ, RÇ, NÇ, LK, RK, ŞK, LP, MP, RP, NS, RS, RŞ, ST
Kıvanç, ölç, sürç, ters, çarp, semt, şans, ast, üst…

1. Yalınlayan Diller: Genelde tek hecelilerdir. Çince, Siamca, Tibetçe
2. Bitiştiren-Eklemeli Diller: Sondan eklemelidirler. Bir kök ya da gövdeye ekler getirilerek o kelimenin bir başka hali veya bir başka kelime türetilir. Türk Dili, Macar Dili
3. Bükümleyen Diller: Fiil çekimi sırasında ünlü değişikliği olur. Arapça, Fransızca

VURGULAR
• Tek heceli kelimelerde vurgu yoktur. Türkçe’ de kelimeler ek aldıkça vurgu, genellikle son hece üzerine kayar.
Örn: baklavacılardaki
Baklavacılar ki (ki bağlaç oldu)
Baklavacılar ile (baklavacılarla- vurgu –lar’ da)
Baklavacılarda
Baklavacılar da( da- dahi anlamında)

• İşlevleri bakımından farklı ama sesteş heceler vurguları üzerlerine çekmezler.
Baklavacılarca
Bence
Sence
Onca

…… tarafından
Hala
Teyze
Anne
Enişte
Görümce
Akrabalık ilişkilerini ifade eden kelimeler

Karınca, gelince, sivilce ( vurgu sondan bir önceki hecede)
Büyükçe, küçükçe, irice, sivrice, kalınca ( küçültme ifade kelimelerin sonuna gelen “ –ce ve –ca” ekleri sesteş heceler olmasına rağmen istisna olarak vurguları üzerlerine çekerler.)

• Olumsuzluk ekleri vurguyu üzerlerine çekmezler. Ancak anlam farklılaştığında vurgu sona gelir.
Sarma, yüzme, çizme, koşma
Gitmemeliyiz, aldanmamalıyız

• -ken eki ile biten heceler vurguyu üzerlerine çekmezler. Vurgu –ken’ den önceki hecededir.
Söylerken, giderken, severken

• -yin, -leyin, -in heceleri ile biten kelimelerde de vurgu son hecede olmaz.
Öğleyin, sabahleyin, ilkin, akşamleyin

Ancak; “ dinleyin “ kelimesinde vurgu –le’ de, çünkü dinlemek eylem.
• -yor eki de vurguyu üzerine çekmez. Vurgu –yo ekinden önceki hecededir.
Gidiyor, geliyor, koşuyor, seviyor

• Bazı –di’ li geçmiş zaman ekleri de vurguyu üzerine çekmez.
Aldı, vardı…

• Yabancı dillerden dilimize girmiş kelimelerin vurgusu, kendi dillerindeki vurgu kuralına göre uygulanır.
Fakülte, abone, nişasta, patates, domates, fasulye, bezelye, börülce

SES
Ses, dilin en küçük parçasıdır. Heceler (seslemler), ekler, kökler, kelimeler, kelime grupları ve cümleler birtakım seslerin birleşmesinden meydana gelirler. Ses sözlü, harf yazılıdır. Ses kulağa, harf göze hitap eder. Sesler söylenilen, ağızdan çıkan, işitilen, yani konuşulan küçük dil birlikleridir.

ÜNLÜLER
Sözlü iletişim sırasında, ağız kanalında hiç bir engele çarpmadan ve başka bir sesin yardımına gerek duymadan çıkan sese ünlü adı verilir.

Ünlünün özel tınısını ağız boşluğunun oylum ve biçimi oluşturur.  Bu da belli başlı dört etkene bağlıdır:
• Dilin durumu
• Ağzın durumu
• Dudakların durumu
• Çıkış süresi

Ünlüleri çıkarırken dil, ağız boşluğunun ya önünde ya da arkasında toplanır. Önde toplandığı zaman, örneğin \ i \ sesinde olduğu gibi, dudaklarla dil arasındaki boşluk da, dolayısıyla bu boşluktaki hava da kısıtlıdır. Dil, \ ı \ sesinde olduğu gibi, arkaya doğru toplanırsa bu kez, dudaklarla arasındaki boşluk büyür. Bildirişim sırasında ağız, ata (a-ta), Oğuz (O-ğuz) sözcüklerinin ilk seslemlerini çıkarmak için açıldığındaysa dudaklar birbirinden ayrılır. Dil damaktan uzaklaşır. Türkçenin sekiz ünlüsü, dilin, ağzın ve dudakların bu durumlarına göre aşağıdaki gibi kümelenir.

DİLİN DURUMUNA GÖRE
Ünlüler, dilin ağız boşluğunun ön ve arka bölümünde kullanılmasına göre, ikiye ayrılır:
1. Dilin ağzın ön bölümünde kullanılmasıyla ön damakta oluşan ince ünlüler e, i, ö, ü
2. Dilin geri çekilmesiyle art damakta oluşan kalın ünlüler a, ı, o, u

Ünlüler, dilin alt çeneye ve damağa yakınlığına göre de ikiye ayrılır:
Dilin alt çeneye yapışması sonucu çıkarılan ünlülere alçak ünlü; dilin damağa yaklaşık durumunda çıkarılan ünlülere de yüksek ünlü adı verilir.
Alçak ünlüler ——> a, e, o, ö
Yüksek ünlüler ——> ı, i, u, ü

AĞZIN DURUMUNA GÖRE
Ağzın durumuna göre de ünlüler ikiye ayrılır:
1. Ağız açıklığı genişken çıkarılan geniş ünlüler; a, e, o, ö
2. Ağız açıklığı darken çıkarılan dar ünlüler; ı, i, u, ü

DUDAKLARIN DURUMUNA GÖRE
Ünlüler dudakların durumuna göre de yine ikiye ayrılır:
1. Dudakların biçimi düzken çıkarılan düz ünlüler; a, e, ı, i
2. Dudakların biçimi yuvarlakken çıkarılan yuvarlak ünlüler; o, ö, u, ü

Bu ünlülere, dudakların yardımıyla çıkarıldıkları için dudak ünlüleri adı verilir.

ÜNLÜLERDE SES OLAYLARI
1. Orta hece ünlüsünün değişmesi:
Orta hecedeki vurgusuz ünlü bazen değişebilir:

başlayor—başlıyor yaşayan—yaşıyan

2.Ünlü düşmesi:
Bazı vücut organlarına ilişkin Türkçe adlarda içses düşmesi görülür:
Alın: Top oynarken düşmüş, alnı yarılmış.
Ağız: Ben bir şey söylemedim; ağzımı bile açmadım. Ağzı var, dili yok.
Beyin: Beyninde ur varmış.
Burun: Burnum kanıyor

Organ adları dışında, bir iki Türkçe sözcükte de içses düşmesi olur:
oğul: Kızım liseyi bitirdi, oğlum okula yeni başladı.
kayın: O benim kaynım oluyor.

Birleşik sözcüklerde içses düşmesi olur:
kahve+altı —–> kahvaltı
ne+ise ———-> niçin
bu+ile ———–> böyle
şu+ile ———–> şöyle
ne+asıl ———-> nasıl …

içses düşmesi gerçekleşir:
ayır > ayrıl
çağır > çağrıl
çevir > çevril
kıvır > kıvrıl

3. Ünlü birleşmesi:
Türkçe asıllı kelimelerde iki ünlü yan yana gelmez. Böyle durumlarda iki vokal birleşerek tek vokal haline dönüşür:

Kahve altı>kahvaltı
ne için>niçin
ne asıl>nasıl
ne oldu>noldu

4.Ünlü çatışması:
Ünlüyle biten bir sözcük, ünlüyle başlayan bir başka sözcükle birleşik sözcük kurarken ünlülerden biri /y/ sesine dönüşür.

Ne ise > neyse bu ile > böyle
O ile > öyle şu ile > şöyle

DİL NEDİR?
Dil insanlar arasında anlaşmayı sağlayan tabii bir vasıta; milleti birleştiren, koruyan ve onun ortak malı olan sosyal bir müessese; bin yıllar boyunca gelişerek meydana gelmiş bir sosyal kurum; diğer insanlarla bütün ilişkilerimizde bize aracılık eden, sosyal bağlarımızı düzenleyen bir vasıtadır. Sosyal ve millî bir varlıktır. Bağımsızlığın temeli millî şuur ise, millî şuurun en kuvvetli kaynağı dildir.

TÜRKÇENİN DÜNYA DİLLERİ ARASINDAKİ YERİ
Dünyadaki başlıca dil aileleri şunlardır:
1. Hint-Avrupa dilleri ailesi
2. Hami-Sami dilleri
3. Bantu dilleri
4. Çin-Tibet dilleri
5. Ural-Altay dilleri
Türkçe, Ural-Altay dil ailesinin Altay koluna bağlıdır; eklemeli dildir.

YAPI BAKIMINDAN DÜNYA DİLLERİ
Dünya dilleri yapı bakımından üç grupta incelenir:
1. Yalınlayan diller (Ayrımlı diller): Her kelime tek heceden ibarettir. Kelimelerin çekimli şekilleri yoktur, yani daima kök durumundadır.
2. Çekimli diller (Bükümlü diller):Çekim sırasında ve yeni kelimeler türetilirken kelime kökleri genellikle değişir ve tanınmayacak hale gelir. Ekler kelimenin önüne, ortasına veya sonuna gelebilir.
3. Eklemeli diller (Bitişimli diller, bitişken, bağlantılı diller) : İsim ve fiil çekimleri ile yeni kelimelerin teşkilinde kök değişmez. Kökün önüne veya sonuna birtakım ekler getirilerek kelime yapımı veya çekimi gerçekleştirilir. Ural-Altay dilleri bu gruba girer. Türkçemiz sondan eklemeli bir dildir:
göz-le-m-ci gel-ecek-ler-miş

Bir dilin iki yönü vardır. “konuşma dili” ve “yazı dili”. Yeni Türkçede ses özellikleri ve çekim yönlerinden İstanbul ağzı esas sayılır.

Dili meydana getiren unsurlara, sırası ile seslere, kelimelere ve sözlere göre bölümlenir. Buna göre :
1. Sesbilgisi: Bir dilin sesleriyle bu seslerin sözcük içinde sıralanış biçimlerini, uğradıkları değişiklikleri ve vurgu, titrem (ton), titremleme gibi ses olayarlarını inceleyen dilbilgisi dalına denir .
2. Yapıbilgisi: (sözcük bilgisi, biçim bilgisi) (morphologie) Sözcüklerin yapılarını, tümce içinde sıralanışlarını, türlerini (ad, önad, eylem) inceleyen dilbilgisi dalına denir.
3. Sözdizimi: (tümce bilgisi) (syntax) Sözcüklerin öbekler ve tümceler biçiminde dizilişini, tümce yapısını ve tümce türlerini inceleyen dilbilgisi dalına denir.
4. Anlambilgisi: (semantics) Sözcüklerin anlamlarını, dilin bütün birimlerinin birbiriyle ilişkilerini ve bunların anlam üzerindeki etkilerini; eş anlamlılık, zıt anlamlılık, çok anlamlılık, anlam iyileşmesi, anlam kötüleşmesi, anlam daralması, anlam genişlemesi gibi anlam olaylarını inceleyen dilbilgisi dalına denir.
Seslerin oluşması, birleşmesi ve değişmesi hakkında edinilen bilgiler dilin mekanik olaylarını aydınlatmıştır. Bu bilgi koluna sesler bilgisi (phonologie) diyoruz.